Ne Yapar?

ezgi-272   Ne Yapti? Ne Yapar?

   Salonun tavanına kurulmuş bir salıncağın sallantısı ve esin kelebeğimin kıpırtısı. Üç yaşındaydım. Binanın içinde tavandan sarkan salıncaklarına bindiğimiz bir ana okuluna başlamıştım. İki beyaz zincir sanki tavanı delip o masallardaki dev fasulye fidanı gibi göğe doğru uzayıp gitmekteydi.

Tek katlı şirin anaokulumuz evimizden yürümeyle iki dakikalık mesafedeydi. Düz bir tahta yerine sandalye biçimli oturaklı tahterevalliye binerken yanlarında tutunacak bir şey olmadığı için düşmekten deli gibi korkardım.

El işi kağıtlarından yaptığımız seri bağlamalı çocuk figürlerini ve sulu boyanın envai rengine daldırdığımız patates ve ip baskısı çalışmalarını yazı kumbaramda biriken ilk liralar olarak hatırlıyorum.

   Misket koleksiyonunda mahalledeki erkeklerden geri kalmadığımı gururla anlattığım ilkokul öncesi zamanlarımdı. Erkek kuzenimle tahta sandalyeleri ters çevirerek üzerine örttüğümüz örtülerden savaş karargahları kurardık. Birbirimize attığımız deniz taşlarını mancınıktan fırlatılan kayalar gibi hayal ederdim.

   Biraz daha büyüyünce, ressamların tuvale boyalarını rasgele fırçalarından sapandan fırlar gibi saçtıklarını sandığım vakitlerdi, önce soyut bunlar dediğim resimlerimin, sonra da odamın uçuk mavi badanasının hakkından geldiğim dönemler başladı. Annem yakında yeni meraklara dalacağımı umduğu ve resim biraz kendisinin de hobisi olduğu için fazla laf etmezdi.

   Gerçekten de öyle oldu. Ortaokulda ilk şiirlerimi, haliyle çocuk dergilerinde yayımlandılar, yazmaya başladım.

   Lise döneminde, gençlerin kendini ısrarla yalnız olduklarına inandırmak istedikleri o hormonal zamanlarda, yalnızlığı yazmaya başladım. 98 döneminde hem Türkiye’de olanlara anlam verememenin hem de Hollanda’da ikamet etmeye başlamanın alışılmış olan mekân üzerindeki bozucu tesiriyle şiirde fetret dönemine girdim. O ara arkama dönüp baktığımda şiire, lise dönemine ait coşkunlukmuş teşhisi koymuştum. Öyle olmaması ardarda gelen çocukluk şiirlerinden kaynaklanan mutluluğu katmerleyecekti.


Heyecanlarım üstünde dinlendi bildiğim, bilmediğim
Patates baskısı üzerinde gemim,
Alabora alabora.

   Ardarda çeşitli evlere taşınma dönemine girdikten sonra şiirler rota kırdı. Çünkü uykuya geçmek üzereyken birdenbire kendime geliyor ve ardarda tüm şiiri kağıda raptediyordum. Bilinçaltının kelimelerin lokomotifliğinde olduğunu yeni yeni farketmekteydim. Şiirlerim, 2006′da girdiği virajı almaya devam etmekte hâlâ. Karşı çıkış şiirlerim.

….

Bu eşkiya hayatından yoksul başım vurulsun,
Aç bi aç akbabalara etten sofra kurulsun
Basit keşmekeşler, yorgun atlar eşekler,
Birbirine karışmış altın demir döşekler.

   Öykü yolculuğuna, bir arkadaşımın “Neden sadece şiir?” demesi üzerine çıktım. Gece geç saatlere değin okuma şansını yakalayacak zaman bozdurabildiğim bir dönemin ardından ilk iki psikolojik korku öykümü yazdım. Bir dönem okuyarak iyi dil kurma ve kurgu üzerine düşünmeye başladım. Yeni bir dünya düzeninden kaynaklanan ya da kişinin tamamen kendi psikolojisinden türetilen bilimkurgu filmlerini seyretmeye koyuldum. İnsanın kendisi bir konuda düşünmedikçe o konunun hiç kimsenin beynine seğirtmediğini düşünür belki. Ben de heyecanla bulduğum bir konunun nasıl defalarca zaten kullanılmış olduğuna şahit oldum. Asıl önemli olanın kendi örücülüğünle, yetkin bir kurguyla yeni yollar açmak olduğunu sezmeye başlamıştım.

   Bu düşüncelerin ardından ilk kadın kahramanlı bilimkurgu öykülerimi yazdım. Bir zamanlar (varlığı açısından şu anda mevcut, müdavimi açısından namevcut) delisi olduğum masal çocuk hattının, kötürümlü bacaklarından dolayı evden çıkamadığı için fazladan görebildiğim rahmetli anneannemin anlattığı hikayelerin bilincimin üzerinde bıraktığı izler belki bu saydıklarımdan daha fazla etkili olmuşlardır.

   Şimdilerde iyi bulduklarımı yeniden okumak ve hayal kurmakla meşgulüm. Ben belleğime günlük hayatın enzimlerini şırıngalarken umarım bilinçaltım da boş durmayıp yeni öyküler için malzeme yüklüyordur.

   Bu arada…

   1981′de Zonguldak’da doğdu. Yaklaşık dört senedir Oda Sanat adlı e-dergiye yazmaktadır. Kayıp Dünya ailesine katılımı ise Kâbus Silici adlı bilim kurgu serisiyle gerçekleşmiştir. Katıldığı şiir yarışmalarında iki kez birincilik derecesi aldı. Aktüel Platform dergisine uzun bir süre röportaj ve haber dosyaları hazırladı. Bu dergi ve bazı kurumlar için Hollandaca’dan Türkçe’ye çeviriler yaptı. 3 mayıs 2009 tarihinde gerçekleştirilen ‘Türkçe Yazarlar Platformu’ programının sunuculuğunu üstlenerek eski ve yeni kuşak yazarların bir araya gelişine şahit oldu. Hâlâ, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde yüksek lisansına devam etmektedir. Eğitiminin yanında çevirmen olarak çalışmaktadır.

Ne Yapar? için 1 cevap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>